Eğitimden Ne Bekliyoruz?
Gerçekten eğitimden ne bekliyoruz; çocuğumuzu girdiği sınavda derece yaptırmasını mı, yoksa toplumsal ve bireysel alanda kazanımlar sağlamasını mı? Bir öğrenci sokakta yardıma muhtaç bir canlıya yardım ettiği zaman mı, yoksa milyonlarca kişinin girdiği bir testte ilk 100 kişi arasına girmesiyle mi daha başarılı sayılır? İşte bu soruyu kendi perspektifimden sizlere yorumlamaya çalışacağım.
Aslında ilk önce başarının insan üzerindeki etkisine bakalım. Bir insan nasıl başarılı olmuş sayılır; etkileyici bir şeyi yaptığı zaman mı, yoksa doğru olanı yaptığı zaman mı? Gelin iki şıkta test edelim:
-
Bir sınavda milyonlarca kişi arasından birinci çıkmak.
-
Diğer kişilerin yalan söylediği bir ortamda doğruyu söylemek.
Etkileyicilik açısından bana kalırsa birinci şık daha etkileyici, ve çoğu kişi de bunu öyle görür. Ama sırf etkilendik diye “başarılı” mı diyebiliriz? Aslında çoğu insan bu soruya “hayır” demek ister, fakat içten içe “evet” der. Bu bir suç değil; bunun sebebi hayatımız boyunca hep birileriyle yarıştırılmamızdır. Çocukluktan itibaren, kaç yaşında olursak olalım, hep “karşı ailenin çocuğu” daha iyi olmuştur. Biz o çocuğu geçmek istesek de geçememişizdir. Ama yıllar sonra çocuğumuz karşı ailenin çocuğunu geçtiğinde, işte o an aslında geçmişten gelen bir heves gerçekleşmiş olur. (Tabii ki herkes için geçerli değildir; fakat çoğu kişi için böyledir.)
Peki, davranışsal olarak doğru hareketleri yapan kişiden neden daha az etkileniyoruz? Bunun birkaç sebebi var. Doğruyu söylemek, yardım etmek ya da vicdanlı davranmak bize aslında “olması gereken” gibi gelir; olağan bir şeymiş gibi algılarız. Oysa bir sınavda dereceye girmek veya toplumun gözünde “zirveye çıkmak” sıradışı bir başarı gibi sunulur. Bu nedenle doğruyu yapan kişi hak ettiği değeri görmezken, sınavı kazanan kişi herkesin gözünde alkışlanır.
Ama işin özüne baktığımızda, gerçekten hangisi daha kıymetli? Sınav dereceleri yıllar sonra unutulup gider. Fakat bir insanın vicdanıyla verdiği karar, hem kendisinin hem de çevresindekilerin hayatına kalıcı bir iz bırakır. Başarı kavramını yeniden tanımlamalıyız: sadece sonuçlarla değil, süreçte gösterilen değerlerle ölçülmeli.
Çünkü eğitim yalnızca bilgi yüklemek değil; bireyi bir bütün olarak hayata hazırlamaktır. İnsana empati, adalet ve sorumluluk bilinci kazandırmayan bir eğitim, ne kadar parlak karneler çıkarırsa çıkarsın, eksik kalır. Biz çocuklarımızın sadece testlerde değil, hayatın her alanında doğruyu bulabilmelerini istiyoruz.
Sonuç olarak, eğitimden beklenen şey sadece “başarı hikâyeleri” üretmek değil; aynı zamanda iyi insan hikâyeleri de yazabilmektir.💙
Umarım yazım size biraz da olsa dokunabilmiştir, hayatınızdan gülücükler hiç eksik olmasın.
İyi günler dilerim.😇
Hazırlayan: G.Ö
Yorumlar
Yorum Gönder